Yetenekli Peyzaj Mimarları ve Kötü Tiyatro Eserleri

Sadece Arkitera’ya yazı yazmıyorum. Farklı mecralara yazdığım gibi mimarlık ve tasarım dışı konularda, kendi bloğumda ahkam kesiyorum. www.atkoksal.com

Kısa öykü, mizahi yazılar, eleştiri ve hatta birkaç kalem tanıtımı ama daha çok sinema filmi ve diziler hakkında yazılar… Sinefil miyim bilmiyorum ama örneğin bir Nuri Bilge Ceylan filmi çıktığında heyecanlanır, çok dikkatli seyreder, sonra bir daha seyreder, üzerinde saatlerce kafa patlatırım. İran sinemasını da takip ederim yanında, İngiliz dizilerini de… Meraklıyımdır.

Son film Ahlat Ağacı hakkında bir yazı:

https://medium.com/ayasofya/halat-a%C4%9Fac%C4%B1-3b078124da63

yazdım ve bir de eleştiri videosu çektim(*). Yazılarımda Nuri Bilge Ceylan’ın oyuncuları “rollediğini” söyledim. Böyle bir terim var mı bilmiyorum, belki ben uydurmuş olabilirim. İyi bir yönetmenin kendi filminde oyuncuları rolle bütünleştirebilip, bildik oyuncu profilini çok farklı hale getirebildiğini ortaya koymak istedim bu sözle. Ahlat Ağacı’nda NBC, Murat Cemcir’i ve Doğru Demirkolu’u farklı rolleyebilmiş ve çok çok başarılı olmuştu.

Aynı NBC, Bir Zamanlar Anadolu’da Yılmaz Erdoğan’ı da rollemişti. Müthişti. Ufak bir Anadolu kasabasındaki komiserin, angarya gördüğü bir adli vakayı çözmek için çırpınması ve sonra olayın vahşiliğinden etkilenmesi ama çeşme ararken arabada uyuyazarkenki oyunculuğu takdire şayandı. Yoğurt hakkında bile konuştular, suratımızda sırıtmaya sebep oldu, o ciddiyetteki bir filmde. Yılmaz Erdoğan ile bir gün havalimanında kontuarda karşılaştık, sırf bu performansı için tebrik ettim ki, selfi çektirmek isteyenler onun arkadaşı sanıp önce benim elimi sıktılar. Seviliyor kendisi.

Bense tabii ki ona orada diyemezdim ama seçici bir seyirci olarak onun elini sıkarken Bir zamanlar Anadolu’nun komiserini ve Mükremin Abi’yi tebrik etmiştim. Şimdiyse televizyona “Çok Güzel Hareketler 2” isimli bir tiyatro programı yapıyor. Aynı formatı “Güldür güldür” isimli programda görüyoruz. Hangisi daha eski ya da orijinal fikir bilmiyorum ama ikisi de BKM tarafından, ikisinde de işte performans sergileyen tiyatrocuları arada eleştiren ve farklı oynamalarını sağlayan bir dış etki var. Yılmaz Erdoğan seyircilerin arasında ama bu sefer vücuduna çok kuvvetli bir ışık verilmiş şekilde arkadan parlıyor. İlk yayınlarını arada sırada seyretmiştim ama bu yeni kadroyu hiç seyretmemiştim.

Formatın sonu belli biraz. Usta oyuncu (Yılmaz Erdoğan) yeni yetenekleri “rollüyor” ve onları böylece bu piyasada “meşhur” ediyor. Çok güzel hareketler bunlar oyuncuları, tiyatro kökenli oyuncu olmaktansa, bu teatral kumpanya ile başka işlerde hızlı rol kapabilmek dışında bir varlık gösteremiyorlar sonunda. Acun Ilıcalı ile olan ilişkileri nispetinde ilerleyebiliyor. Şov dünyası, kısır, sansürlü havuz medyasının TV ortamına sıkışmış niteliksiz işlerin devamlı tekrarı olmuşsa biz ne yapalım değil mi?

MESLEKLERİN ERBABLARINA DANIŞMAMA SORUNU

Hususi olarak bu skeçte geçen bizim mesleğe bağlı espri hakkında yorum istediler. Parça bir video gönderilmiş. Hangi bölüm onu da bilmiyorum ki, bulmak için birkaç tanesini hızlı hızlı geçmek zorunda kaldım. Yurtdışında olduğumdan hangi gün hangi saatte yayınlandığını da bilmiyorum ki birilerine sorayım, neyse sonunda buldum.

https://www.kanald.com.tr/cok-guzel-hareketler-2/bolumler/cok-guzel-hareketler-2-07-04-2019?p=6

Skeci sonuna kadar izleyebilirsiniz. Ben izlemem diyorsanız, ben bu yazıyı yazabilmek için sadece bu bölümü sonuna kadar izledim, aşağıda anlatısı var.

Sonunda evlatlarını yarış atı gibi yetiştiren helikopter ebeveynler oldukça bencil oldukları halde çocukları sınavda ambulansla hastaneye yetiştirilmek zorunda kalıyor. Buna rağmen baba hala kaç soru yanıtladın derdinde… Başarısız çocuksa insanlık dersi veriyor falan filan.

Aslında bizi ilgilendiren 6.00-7.30 dakikaları arasındaki sadece 1.5 dakikalık bölüm. İlk olarak “oyuncuların hazır olmadığı” bahanesiyle “standupçı” özelliği olan bir oyuncu seyirciyi oyalıyor (Ne yazık çok belli mizansen olduğu). Dakika 2:30’da seyircilerden üniversiteye hazırlanan bir delikanlı cümlelere “yauuuuvvv” demeden başlayamıyor. Çok üzücü. Neyse 5:55’te skeç başlıyor.

Şimdi biraz deşifre edelim.

Dördüncü kez üniversite sınavına giren erkek çocuk ve bu yüzden babası tarafından acımasızca aşağılanıyor. Annesi korumacı bir tavra sahip ama bir şeyden habersiz.

Aşağılayan baba, kendi oğluyla “Duyan da Oxford’u kazandı, Harvard’ı kovalıyor sanır.” diyerek dalga geçiyor. Senaristler burada Türk Üniversitesi ismi geçirememişler belli ki. Yabancı üniversitelere girmek için ÖSS’ye girmek gerekmiyor ama olsun. Salondan gülüşmeler geldiğine göre espri yerinde…

Sonra “Geçen sene sen Peyzaj Mimarlığını kazandın, neyin havasını atıyorsun” diyor. 

Annesi “Mimarlığı bile elinin tersi ile itmiş benim oğlum.” diye oğlunu savunuyor

Babası “Bir sus diyor, ne mimarlığı, bahçıvanlık o” diyor.

Buraya kadar yorumlayalım hele bir. Anne, “peyzaj” kısmını bilinçli olarak söylemeyerek oğlunun mimarlığı dahi istemeyen idealist biri olduğunu belli ederken, baba da bu mesleği “bahçıvanlık” ile birleştiriyor, aklınca aşağılıyor.

Diğer aile sağdan girer. Kıza okunmuş lokum filan yedilir. Kızın babası da başarısız oğlana “Sen geçen sene bahçıvanlığı kazanmadın mı?” diye güler. “Tarım işçisi” diye ekler anne de “toprağı eşeliyor” diye dalgaya katılır.

Bu yazı (daha çok gençlerin tabiriyle) bir “meslek duyarı kasması” değildir. Hatta skeçteki bu replikler peyzaj mimarlığının ve belki de iç mimarlığın yani içinde mimarlık geçen mesleklerin halk arasında değersiz görülmesini hicvediyor olabilir. Senaristler böyle bir savunma yapacaklardır muhakkak.

Ya da Cem Yılmaz skecinde bir tellak hakkında bir şey demişti. Hamamcılar Odası itiraz etmişti. Doktorun cinsel tacizde bulunduğu hemşirenin tutumunu duyan hemşireler tepki göstermişti. Olur böyle şeyler diyecekler. Fazla duyarlı davrandığımızı, üst perdeden reaksiyon gösterdiğimizi düşüneceklerdir.

Evet, skeçlerde, filmlerde meslekten biri hakkında espri yapıldığında o mesleğin tümü kast edilmez. Her hemşire seks ögesi değil, her doktor hastasının mahrem yerine bakmaz (ki insan vücudu tıp doktorunun çalışma sahasıdır, uzmanlık alanıdır, cinsel haz alacak şekilde faydalanması hakkında hep komiklik yapılır ama bu neredeyse imkansızdır) ve tabii çoğu tellak geçim derdindeyken bir de komiklik peşinde mi olacak. Değil tabii. Biz de bu konuda hemfikiriz.

SKEÇTEKİ SORUN

Bu skeçte ise sınava dördüncü kez giren çocuk 7:25’te “Kazandım ama gitmedim. Daha iyi bir bölümü kazanabilirim belki diye bir daha giriyorum” diye kendini savunuyor.

İşte olay burada patlıyor. İşte o zaman senaristlerin hicvetmeyi beceremediklerini anlıyoruz.

1-      Olay kazanmak kaybetmek değil meslek seçmek.

2-      Peyzaj mimarlığının kötü bir bölüm olduğunu ima etmenin manası nedir. Peyzaj mimarlığı, iç mimarlık, mimarlık, şehir ve bölge planlama, hukuk, mühendislik, tıp doktorluğu bunların hepsi bir kişi için özellikle UYGUN olmayabilir. Yani rekor bir puan aldığınız halde kendiniz için DAHA UYGUN BİR MESLEK seçmek için sınava bir daha girebilirsiniz. “Peyzaj mimarlığı benim için uygun değilmiş meğerse. Kendime daha uygun bir meslek için yeniden sınava giriyorum.” demek ile bunun arasında dağlar kadar fark var. İşte senaristlerin cahilliği buradan belli oluyor.

3-      Peyzaj mimarlığını kötülemeyi “bahçıvanlık” üzerinden yapmak da büyük yanlış. İyi bir bahçıvan bir tasarımın tamamlanması için oldukça önemli ve anahtar rol üstlenir. Hicvettiyseniz, bunun tersi olduğunu bir yerde geçirmeniz gerek.

4-      Tarım işçisi ise daha fena tabii. Şu anda bulunduğum Silikon Vadisi’nde sürdürülebilir tarım için gelecek önerilerini içeren girişimler (startuplar) hayal edemeyeceğiniz büyüklükte yatırımlar alıyor. “Tarım işçisi” diye hafife ala ala, tarımda dışa bağlılığımız artıyor ve seçim propagandası için tanzim gıda satışları sıraları kuruluyor. Marketten yanlışlıkla bir kilodan fazla salatalık alınca, iki ayrı fiş ile bölmek zorunda kalıyor kasadaki görevli. Evet, toprakla uğraşmak komik değil mi? Hah bunu bencil helikopter anne baba tiplemesi yaptıysa, diğer aile tam tersini iddia etmeliydi. Ya da başka bir rol ile bu durum değiştirilmeliydi. Yani ilk sahnede duvarda asılı duran tüfek varsa, başka bir sahnede o kullanılmalı değil mi?

5-      Skeçte aslında bununla dalga geçilmiyor tam tersi, abartı şekilde böyle meslekleri aşağılayanlarla dalga geçiliyor denebilir. Asıl amaç öyledir muhakkak. Fakat eğer hicvin içinde böyle bir madde varsa oraya çok başarılı bir bahçıvan ya da peyzaj mimarının önemini gösteren bir detay koyuldu mu? Hayır. O yüzden skeç başarısız.

6-      Peyzaj Mimarlığının iyi örnekleri bir mekânı o kadar önemli seviyelere taşır ki bunu ancak bir projede beraber çalıştığınızda çıkan sonuçlarla anlarsınız. Mesleğin inceliklerini burada bir daha tekrarlamak derdinde değilim. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ile yapı ruhsat aşamasında peyzaj projesi zorunlu olduğunu da söylemeye gerek yok. Sadece Dan Kiley’in hikayesini anlatmak yeter. Eero Saarinen, Louis Kahn, I.M. Pei, ve Kevin Roche gibi ustaların projelerinde yer alan peyzaj tasarımları “modern peyzaj” kavramının da başlangıcı haline getirmiştir. Ayrıca Arkitera’da Peyzaj Mimarlığının gelişimi hakkında oldukça yararlı makaleler de bulabilirsiniz. Okuyana anlayana çok şey katar.

Bir daha tekrarlamakta fayda var. Peyzaj Mimarları Odası’nı göreve filan çağırmıyorum. Sanırım aynı TV programında doktorlara yapılan buna yakın bir küçültme yüzünden RTÜK’ten ceza da gelmiş. Verirler parasını yine aynı şekilde devam ederler.

Amacımız RTÜK’ten ceza yemeleri de değil. Bize ne. Hem RTÜK de şahane bir kurum mu tartışılır. Hicvedilenin doğru tanımlanmaması zaten kan ağlayan özel meslekler olan peyzaj mimarlığı ve onun gibi örneğin şehir bölge planlama gibi özel meslekleri gençler için anlamsızlaştırması. Yakında fizik, kimya gibi araştırmaya dayalı meslekler için de hiciv gelir. Zaten tercih edilmiyor, ülkede bilim yapan kişi sayısı azalıyor.

EMPATİ

Tamam, empati yapalım. Senaristlerin işi de zor. Burada da helikopter anne babayı ve yarış atı gibi yetiştirilen sınav çocuklarını işlemişler. Siyasi bir şey diyemiyorlar (yasaklanır). Biraz bel altı espri yapsalar RTÜK cezayı keser. Ona laf etseler, bu kızar, şuna deseler diğerleri hemen üzerine alınırlar.

Biliyoruz sansürün en üst seviyede olduğu zamanlarda aslında hiç tecrübesi olmayan oyuncu ve yazarlarla her hafta bilmem kaç tane skeç sunmak ve ayrıca reyting kaygısı yüzünden gerilmek zor iş. Fakat bilmeden de olsa bu denli cahilce replikleri yani asıl hicvedilen meselesi kaçırmak eleştirilmesi gereken bir durumdur. Gözden kaçıramayız.

Madem bu kadar vahim hatalar yapacaksınız bilmediğiniz konuları uzmanlarına danışın ve sonra skeç yazın oynayın. Yetişmiyor mu? O zaman daha az skeç yazın, oynayın. İşinizi iyi yapın.

Bu masraflar bu danışma sürelerinin getireceği yük, RTÜK’e verilecek cezadan daha aza mal olur, biraz da konunun uzmanlar getiri sağlarlar ve ben ve benim gibiler sizin skeçleri görünce kafasını çevirmez.

Tabii NBC filmleriyle karşılaştırmıyoruz. Sadece bir edebi eseri, bir sinema filmini ya da tiyatroyu gerektiğinde en ince ayrıntısına kadar izleriz değerini veririz demek için. Bunu istemez misiniz ÇGH ekibi. Biz de çerezlik arada sırada bakılacak hafif iş olarak mı bakalım eserinize?

Ayrıca bu tür skeçleri gençler daha çok seyrediyorlar. Konuyu daha iyi bellerlerse meslek seçimi konusunda daha akıllıca hamleler yapılabilirler. Her şey güldürmek, reyting, kazanç olmuşsa, şov dünyasında başarılı olunacak diye de bu kadar rahat olunmamalı. Bakınız burayı okuyan çoğu tasarımcı kendi için değil iyi bir tasarımla hatırlanmak için kendinden bir şeyler veriyor.

Yani sizin için önemli mi bilmem ama “Şov bizinız” bizim için kutsal kurallara sahip değil. Tavsiyemiz, sizin için de bu kadar öncelikli olmasın.

Dediğimiz gibi kötü mimar vardır. Çok büyük hatalar yapar bir de üzerine herkesten hak etmediği saygıyı görür, para içinde yüzer. Kötü politikacı vardır, rüşvet alır. Kötü doktor vardır hastasının canına kast eder. Kötü polis vardır. Her meslekte kötüler çıkar. Tüm mesleğe mal edilemez bunlar. Doğrudur.

Eee biz de kötü tiyatrocu ve yazar görebiliyoruz arada sırada…

Konusunu etmeyelim mi?

(*) Söz konusu inceleme ve yazıların linki Nuri Bilge Ceylan’ın resmi sitesinde listede yer alır.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.